Aynı Şey Neden Hep Senin Başına Geliyor: Erken Dönem Şemalar
Tekrarlayan bir hayat teması nadiren tesadüftür. Şema terapi, erken bir kanaatin neyi fark ettiğini, kimi seçtiğini ve nasıl baş ettiğini nasıl örgütlediğini açıklıyor — ve çözümünün neden motorun kendisi olabileceğini.
Farklı iş, farklı şehir, farklı ilişki — aynı son. Bir noktada o şüphe gelir: her seferinde onlar olamaz. Bu, bir insanın edinebileceği en işe yarar şüphelerden biridir ve şema terapi ona kesin bir biçim verir.
Mekanizma
1990'larda psikolog Jeffrey Young, bazı danışanların standart bilişsel terapiye cevap vermediğini fark etti. Sorunları günübirlik çarpık düşünceler değildi; ömür boyu süren temalardı — ve temaların bir yapısı vardı. Açıklaması şu: Bir çocuğun çekirdek ihtiyaçları — güvenlik, duyulmak, kabul, makul sınırlar — kronik olarak karşılanmayınca, çocuk bir erken dönem şema kurar: kendisi ve başkaları hakkında derin, kendi kendini besleyen bir inanç-duygu deseni. Terk edilme ("insanlar gider"). Kusurluluk ("gerçek beni görseler irkilirler"). Duygusal yoksunluk ("kimse benim için gerçekten orada olmaz"). Acımasız standartlar ("yaptığım hiçbir şey tam yetmez"). Başarısızlık, güvensizlik, boyun eğme — Young on sekiz tane kataloglamıştı.
Şemayı bu kadar çetin yapan iki özellik var. Birincisi: o kadar erken kurulunca, şema bir inanç gibi hissettirmez. Düz gerçek gibi hissettirir — savunduğun bir görüş değil, içinde yüzdüğün su. İkincisi: şemalarla üç biçimde baş ederiz ve üçü de deseni besler. Teslimiyet — doğruymuş gibi yaşarsın (giden partnerleri seçersin). Kaçınma — onu tetikleyebilecek her şeyden uzak durursun (terk edilecek kadar yakınlaşmazsın). Aşırı telafi — tersini yaparak çürütmeye çalışırsın (kimsenin sana kusurlu diyemeyeceği kadar kusursuz olursun). Mükemmeliyetçiyle bir türlü bağlanamayan insan, aynı şemayı zıt stratejilerle çalıştırıyor olabilir.
Modelin en acımasız zarafeti burada: çözümün, bakım mekanizmasıdır. Zırh, savaşı doğrular.