Reddedilmek Neden Fiziksel Acı Gibi Hissettiriyor?
Beyin görüntüleme çalışmaları, sosyal acının fiziksel acının devrelerini kullandığını gösteriyor. Dışarıda kalmanın o orantısız sızısının bir mantığı — ve bir adı var.
Biri mesajına dönmedi. Bir arkadaşının sesi soğudu. Çağrılmadığın bir buluşmayı sonradan gördün. Ve bedenin, gerçekten bir şey olmuş gibi tepki verdi: midede bir boşluk, göğüste bir sıkışma, olayın boyutuyla hiç örtüşmeyen bir alarm.
Sonra ikinci yara geldi — onu kendin açtın: neden bu kadar büyütüyorum?
Büyütmüyorsun. Çok eski bir donanım, tam tasarlandığı gibi çalışıyor.
Mekanizma
2003'te Naomi Eisenberger ve Matthew Lieberman, insanları beyin tarayıcısına alıp basit bir bilgisayar oyunu oynattı. Üç kişilik bir top oyunu; bir süre sonra diğer iki oyuncu topu ona atmayı kesiyor. Hepsi bu — çizgi film düzeyinde bir dışlanma. Ama ekrandaki görüntü çarpıcıydı: dışlanma anında, fiziksel acının sıkıntı merkezlerinden biri — dorsal anterior singulat korteks — yanıyordu. "Kalbim kırıldı" lafı meğer mecaz değil, neredeyse anatomiymiş.
Peki beyin, basit bir es geçilmeyi neden acı sistemine bağlasın? Cevabın çerçevesini 1995'te Roy Baumeister ve Mark Leary çizdi: atalarımız için grup bir sosyal çevre değil, hayatta kalmanın kendisiydi. Yemek, korunma, eş, hastayken bakım — hepsi aidiyetten geçiyordu. Dışlanmak, ağır çekimde ölüm demekti. Evrim de bu yüzden içimize açlık kadar temel bir ait olma ihtiyacı yerleştirdi. Ve her açlığın bir göstergesi olması gerekir.
Leary o göstergeye sosyometre adını verdi: nerede durduğunu aralıksız izleyen, raporunu da hislerle veren bir ibre. Bu bakışa göre özsaygı dediğimiz şeyin büyük kısmı kendimiz hakkında bir kanaat bile değil; ibrenin o anki konumu: burada değerli miyim, yoksa kapının ağzında mıyım? İbre düştüğünde alarm acı devrelerinden çalar — çünkü bu soru bir zamanlar tam olarak o kadar acildi.