Savunma Mekanizmaları: Bir Zamanlar Seni Koruyan Yalanlar
İnkâr, yansıtma, entelektüelleştirme — zihin, gerçekliğe dayanabilmek için onu büker. Soru, savunman olup olmadığı değil. Seninkilerin sana bugün neye mal olduğu.
Zor bir gün bitiyor ve sert söz, onu en az hak eden kişiye gidiyor. Bir duygu fazla yaklaşıyor ve birden onu analiz etmeye başlıyorsun — akıcı, içgörülü, güvenli bir mesafeden. Biri apaçık bir soruna işaret ediyor ve içinde bir şey, gayet samimi biçimde, ortada sorun olmadığını ilan ediyor.
Bunların hiçbiri yalan değil. Savunma — ve psikolojinin en eski, en dayanıklı gözlemlerinden biri.
Mekanizma
Olguyu Sigmund Freud fark etti; kızı Anna 1936'da katalogladı. Zihin, o an taşıyamayacağı duygular ve gerçeklerle karşılaşınca kendini korur — otomatik olarak, bilinçdışında, sana sormadan. On yıllar sonra George Vaillant dikkate değer bir şey yaptı: yüzlerce hayatı yarım asırdan uzun izledi ve savunmaların bir hiyerarşi oluşturduğunu gösterdi — o merdivenin neresinde yaşadığın, hayatın nasıl gittiğini şekillendiriyordu.
Pahalı uçta olgunlaşmamış savunmalar oturur: inkâr (olmuyor), yansıtma (benim öfkem seninki olur), dışa vurma, bölme (insanlar ya tümüyle iyidir ya tümüyle kötü). Ortada, çoğumuzun her gün içinden geçtiği nevrotik olanlar: bastırma, yer değiştirme (patronun hakareti eve, partnere teslim edilir), karşıt tepki kurma (kırgınlığın üstüne serilmiş taşkın sıcaklık) ve entelektüelleştirme — bir duyguyu hissetmemek için onu büyük bir ustalıkla analiz etmek. En uçta ise Vaillant'ın sağlıkla, işle ve sevgiyle birlikte gittiğini bulduğu olgun savunmalar: mizah, yüceltme (yara işe dönüşür), öngörü, diğerkâmlık.
Hepsi, acıyı azaltmak için gerçekliği büker. Fark eden şey, bedel.